top of page

TÜKETİCİ MAHKEMELERİNDE TEFRİK VE GÖREVSİZLİK SORUNU:

MADDİ VE MANEVİ TAZMİNAT TALEPLERİNİN BİRLİKTE DEĞERLENDİRİLMESİ ZORUNLULUĞU

Özet
Tüketici mahkemelerinde aynı hukuki ilişkiden doğan maddi ve manevi tazminat taleplerinin tefrik edilerek farklı yargı mercilerine yönlendirilmesi, uygulamada ciddi hak kayıplarına yol açmaktadır. Özellikle tensip aşamasında verilen tefrik ve buna bağlı görevsizlik kararları, usul ekonomisi ilkesini zedelediği gibi tüketicinin mahkemeye erişim hakkını da sınırlandırmaktadır. Örneğin maddi ve manevi tazminat toplam miktarı Tüketici Mahkemesi’nin göreviyken davalar ayrıldığında bunlardan biri parasal sınırların altında kalarak görevsizlik verilebilmektedir. Bu çalışmada, BAM tarafından verilen tefrik ve usulden ret kararları ışığında incelenmiş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili daire içtihatlarıyla birlikte değerlendirilerek maddi ve manevi tazminat taleplerinin birlikte ele alınmasının hukuki zorunluluk olduğu ortaya konulmuştur.

I. GİRİŞ
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, tüketicinin zayıf konumunu dikkate alarak hızlı, düşük maliyetli ve etkin bir uyuşmazlık çözüm mekanizması öngörmektedir. Ancak uygulamada, özellikle maddi ve manevi tazminat taleplerinin yapay biçimde ayrıştırılması, bu amacın tersine sonuçlar doğurmaktadır.
Tefrik yoluyla maddi tazminat talebinin tüketici hakem heyetine, manevi tazminat talebinin ise tüketici mahkemesine yönlendirilmesi; hem kanunun sistematiğine, hem de yüksek yargı içtihatlarına açıkça aykırıdır.

II. TEFRİK KURUMU VE TÜKETİCİ HUKUKUNDAKİ SINIRLARI
Tefrik, 6100 sayılı HMK’da istisnai bir kurum olarak düzenlenmiş olup, yargılamayı kolaylaştırma amacı taşır. Ancak tüketici hukukunda bu kurumun uygulanması daha dar yorumlanmalıdır. Zira tüketici uyuşmazlıklarında:
  • Aynı olaydan kaynaklanan,
  • Aynı delillere dayanan,
  • Aynı hukuki ilişki çerçevesinde ileri sürülen
talepler arasında hukuki ve ekonomik bağlantı bulunduğu kabul edilmelidir.
Bu bağlantının varlığı hâlinde tefrik kararı verilmesi, usul ekonomisi ilkesine aykırı olduğu gibi, tüketicinin korunması amacını da boşa çıkarır.

III. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU’NUN YERLEŞİK İÇTİHADI
Bu husus, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından açık biçimde ortaya konulmuştur.
HGK’nın E.2021/(17)4-369, K.2023/258, T.22.03.2023 sayılı kararında:
“Davacının hem alacak (fer’î) hem de manevi tazminat taleplerini aynı dava dilekçesiyle ileri sürdüğü, bu talepler arasında hukuki ve ekonomik bağlantı bulunduğu, birden fazla asli talep olmadığı gerekçesiyle dosyanın tefrikine yer olmadığı” açıkça vurgulanmıştır.
Aynı yaklaşım, HGK’nın 04.03.2020 tarih, 2017/13-551 E., 2020/239 K. ve 21.12.2023 tarih, 2023/12-820 E., 2023/1359 K. sayılı kararlarında da sürdürülmüştür. Bu kararlarda, aynı olaydan doğan maddi ve manevi tazminat taleplerinin toplamı esas alınarak değerlendirme yapılması gerektiği kabul edilmiştir.
Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi’nin 12.12.2025 tarihli, 2025/2459 E., 2025/2239 K. sayılı kararı, tüketici hukukunda tefrik ve görevsizlik sorununa ilişkin son derece güçlü ve öğretici tespitler içermektedir.
 “Davacının tazminat taleplerinin bölünerek değerlendirilmesi ve yalnızca maddi tazminat miktarı esas alınarak hakem heyetine başvuru zorunluluğu bulunduğu gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.”
Bu tespit, yalnızca somut dosya bakımından değil, tüm tüketici uyuşmazlıkları açısından yol gösterici niteliktedir. “Öte yandan, doktrinde ve Yargıtay kararlarında, tüketicinin aynı başvuruya da davasında 6502 sayılı TKHK m. 11/6 hükmü uyarınca hem maddî hem de manevî tazminat talebinde bulunmuş ise, görevli yargı mercinin tayininde her iki talebin toplamınınesas alınacağı kabul edilmektedir. Başka bir anlatımla, tüketici maddî ve manevî tazminatıbirlikte istemiş ise her ikisinin toplamına göre TKHK m. 68/1 hükmündeki parasal sınıra göre hareket edilmelidir (Pekcanıtez, Hakan; Tüketici Mahkemeleri, İstanbul Barosu Dergisi,1996/4, 5, 6. C. LXX, s. 146; Ermenek, İbrahim; Yargı Kararları Işığında Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri ve Bu Alanda Ortaya Çıkan Sorunlara İlişkin Çözüm Önerileri, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 17, Sa. 1-2, 2013, s. 571). Yine Yargıtay tarafından da, davacının talepleri maddî ve manevî tazminat olarak bölünüp maddi tazminat talebi için tüketici sorunları hakem heyetine başvurulması gerektiği gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan reddinin doğru olmadığı içtihat edilmiştir (Yargıtay 13.HD'nin 06/05/2009 tarihli ve 2009/334 E., 2009/6221 K. sayılı kararı).Yine Yargıtay HGK'nun yerleşik içtihatlarında da; aynı olaydan kaynaklanan davalarda temyizde kesinlik sınırının belirlenmesinde maddi ve manevi tazminat i ve manevi tazminat istemlerinin toplamlarının dikkate alınması gerektiği içtihat edilmiştir. Zira, davacı aynı olaydan kaynaklanan zarar nedeniyle davalıya karşı olan birden fazla talebini (maddi ve manevi tazminat) aynı davada birleştirmiştir. Objektif dava birleşmesi olarak adlandırılan bu durumda taleplerin her biri ayrı dava olmakla birlikte, tek bir eylemden kaynaklandığından ve görünüşte tek bir hüküm bulunduğundan temyizde kesinlik sınırının tespiti için temyiz edilen maddi ve manevi tazminat tutarlarının toplamları esas alınmalıdır (Bkz. Yargıtay HGK'nun21/12/2023 tarih ve 2023/12-820 E., 2023/1359 K. sayılı; 30/03/2021 tarih ve2019/(21)10-768 E., 2021/361 K. sayılı vb. kararları). Kanun yoluna ilişkin kesinlik sınırına ilişkin bu içtihadın, tüketici hake heyetine başvuruya ilişkin parasal sınırda da uygulanması gerektiği vicdanî kanaatine ulaşılmıştır. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay irdelendiğinde;2025 yılı için Tüketici Hakem Heyetlerine yapılacak başvurularda değeri 149.000,00 Türk Lirasının altında bulunan uyuşmazlıklarda, İl veya İlçe Tüketici Hakem Heyetlerinin görevli olduğu, eldeki davanın 15/05/2025 tarihinde açıldığı ,davacı tarafça dava dilekçesinde gösterilen maddî ve manevî tazminat miktarı toplamı olan 251.000,00 TL'nin davanın açıldığı 2025 tarihi itibarıyla geçerli olan parasal sınırın üzerinde olduğu ve dava konusu olayda tüketici mahkemesi görevli olduğu hâlde, hatalı değerlendirme ve yanılgılı gerekçe ile davacının tazminat talepleri bölünerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur”

IV. HAKEM HEYETİ PARASAL SINIRI VE TALEPLERİN TOPLAMI İLKESİ
BAM kararında vurucu biçimde ifade edildiği üzere; tüketicinin aynı dava veya başvuruda hem maddi hem de manevi tazminat talep etmesi hâlinde, görevli merci belirlenirken bu taleplerin toplamı esas alınmalıdır.
Bu yaklaşım;
  • Doktrinde (Pekcanıtez, Ermenek),
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 06.05.2009 tarihli, 2009/334 E., 2009/6221 K. sayılı kararında,
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 21.04.2025 tarihli, 2024/3419 E., 2025/2301 K. sayılı ilamında
istikrarlı biçimde kabul edilmiştir.
BAM, bu içtihatları birleştirerek hakem heyetlerinin işlevsiz hâle getirilmemesi ile tüketicinin hak arama özgürlüğü arasında doğru dengeyi kurmuştur.
Bu çerçevede, aynı hukuki ilişkiden doğan tazminat taleplerinin bölünmesi suretiyle tüketicinin hak arama özgürlüğünün sınırlandırılması kabul edilemez niteliktedir.
 

Son Yazılar

Hepsini Gör
İNTERNETTE ALIŞVERİŞ YAPARKEN İADE HAKKI

Tüketicinin Cayma Hakkı Hangi Durumlarda Kullanılamaz? Cayma hakkı, tüketicinin internetten veya mesafeli satış yoluyla yaptığı alışverişlerde 14 gün içinde herhangi bir gerekçe göstermeden sözleşmede

 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page